Bu bölümde, projenin temel dayanaklarını oluşturan mevcut tarımsal durum, yerel üretimdeki mekânsal eğilimler ve bilgi paylaşımı açığına dair bulgular sunulmaktadır. Analizler, tarimasahipcik.org.tr platformundan elde edilen veri entegrasyonu ile TÜİK, Tarım ve Orman Bakanlığı ve ilgili literatür bulgularının sentezine dayanmaktadır.

Türkiye Tarımında Yerel Çeşitliliğin Mevcut Durumu ve Riskler

Türkiye’de yerel tarımsal üretimin güncel görünümü, tarımsal biyoçeşitliliğin giderek zayıfladığı, kritik bir sürece işaret etmektedir. Literatür bulguları, yerel çeşitlerin muhafazasının büyük ölçüde yaşlı üreticilerin sözlü bilgisiyle sürdürüldüğünü; genç kuşakların bu kültürü devralmaması nedeniyle çeşitlerin her geçen yıl kaybolma riskiyle karşı karşıya kaldığını göstermektedir (Taş et al., 2017). Bu durum, ülkede yerel çeşitlere ait kapsamlı ve güncel bir envanter eksikliği ile birleşerek hangi çeşitlerin yok olduğu konusunda ciddi bir belirsizlik yaratmaktadır. Endüstriyel ve hibrit tohumların yaygınlaşması, yerel üretimin doğal niteliklerini (lezzet, kalite, adaptasyon) olumsuz etkilemiş; öte yandan tohum piyasasının küresel ölçekte az sayıda şirketin kontrolünde olması, Türkiye’nin gıda egemenliği açısından önemli bir tehdit unsuru olarak değerlendirilmektedir (Özkaya, 2008). Tüm bu veriler, yerel tohumların, geleneksel bilgi sistemlerinin ve kültürel tarım mirasının korunmasının ertelenemez bir zorunluluk haline geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Yerel Üretimde Azalışın Mekânsal Dağılımı ve Dijital İletişim Açığı

Coğrafi analizler kapsamında hazırlanan koroplet harita çıktıları, yerel üretim faaliyetlerinin iller ve bölgeler arasında kayda değer bir eşitsiz dağılım gösterdiğini teyit etmiştir. Mekânsal bulgular, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde (özellikle tahıl atatohumları ve girdi maliyetleri nedeniyle hibrit kullanımdaki artıştan dolayı) yerel tohum ve üretim azalış riskinin en yüksek seviyede olduğunu ortaya koymuştur. Buna karşın, Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun bazı illerinde yerel çeşitlilik yüksek bir aktivite göstermekte, ancak bu bölgelerdeki ticari baskı ve genç nüfusun azalması korunma gerekliliğini artırmaktadır. Bu durum, bölgesel düzeyde veri tabanı ve yönlendirme sistemine duyulan ihtiyacı güçlendirmektedir.

Bölgesel risklere paralel olarak, bilgi akışında da ciddi kırılmalar mevcuttur. Yerel tohumlara dair bilgilerin büyük ölçüde sözlü kültür aracılığıyla aktarılması ve bu bilginin dijital ortamda sistematik olarak kayıt altına alınmaması, hızla kaybolma tehlikesini tetiklemektedir (Gül, 2023). Mevcut tohum paylaşım pratiklerinin çoğunlukla kapalı ve informal ağlar üzerinden yürütülmesi (Kurtege Sefer, 2024), bilgiye ve genetik kaynaklara erişimi sınırlamakta, bu da yerel üretimin sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemektedir. Bu bulgular, doğrulanmış kullanıcı profillerine dayalı, güvenilir bilgi akışını destekleyen, tohum takasını görünür ve erişilebilir hâle getiren ulusal çapta bir dijital tarım ağına duyulan ihtiyacı somutlaştırmaktadır.